20 Aralık 2008 Cumartesi

Neoliberal politikanın sosyal boyutu

Geri dönüşüm, son yıllarda neoliberal politikalar ve yasal düzenlemelerle bir ekonomik alan, bir kamusal hizmet alanı ve bir sosyal politika alanı olarak yeniden kurulmaya ve yönetilmeye çalışılmaktadır. Bu düzenlemeyi yaratan pratikler, yerel, ulusal ve ulusüstü düzeylerde yer alan çeşitli aktörlerin, AB müktesebatı, çevreci ilkeler, sürdürülebilir kalkınma, çağdaşlık gibi düzenleyici söylemler üzerinden ilişkilenmesiyle oluşmaktadır. Geri dönüşüm alanında yaşanan değişim, müktesebatın gerektirdiği düzenlemenin ya da tespit edilen çevresel ve ekonomik gerekliliklerin plan dahilinde uygulanmış olduğunu değil, alanın çeşitli ve yeni aktörlerin etkileşim ve çatışmalarıyla yeniden düzenleniyor olduğunu ifade etmektedir. Bu yeniden düzenlemeye neoliberal niteliğini veren, sadece değerlerin sınıf sömürüsü temelli bir el değiştirmesi, ya da bu el değiştirmeyi garanti altına alacak bir politik yapılanmanın tamamlanması değildir. Geri dönüşüm politikası, kentlinin davranışlarının çeşitli bilimsel, çevresel, ekonomik ve teknik ilkeler uyarınca, istenen sonuçları verecek şekilde öznenin kendisi tarafından yönlendirilmesini bekler. Yerel düzeydeki bir neoliberal politika uygulamasının nasıl gerçekleştiğinin incelenmesi ve değişimin doğru anlaşılması için politikayı bu dinamik sürecin bitmemiş ve bitmesi beklenmeyen bir ürünü olarak değerlendirmek gerekir.
Ankara’da geri dönüşüm politikaları ve sokak toplayıcıları hakkındaki çalışmanın motivasyonu, sokak toplayıcılarının (Kağıtçılar) belli şekillerde örgütleniyor, idari politikaları önemli oranda etkiliyor olmalarıdır. Bununla birlikte sokak toplayıcıları bu alanda yeni şekillenen ticari etkinlik (“sistem”) tarafından dışlanan, ancak yoksulluk ve yoksunluk başta olmak üzere neoliberal politikaların olumsuz sosyal sonuçları bağlamında müdahale bekleyen bir dezavantajlı grup olmaya çağırılmaktadır. Kağıtçılar neoliberal politikanın “sosyal boyutu” olmaktadır. Neoliberal politika bilimsel, teknik, çevresel, ekonomik ve idari söylemlerle kurulduğu ölçüde, bu politika uyarınca kurulan ve yeniden düzenlenen “sistemin”, pazarın ya da toplumsal ilişkilerin dışında kaldığı düşünülen ve tekrar içeri alınmaya çalışılan bir “sosyal boyut” yaratır. Kağıtçılar, kendi yaşam alanları olarak hissettikleri bir ekonomik ve sosyal alanın neoliberal politikanın yarattığı bölünmüşlüğünde kendilerine yeniden yer bulmak için önlerinde yeni koşullar olduğunu görüyorken, bir yandan da sosyal politikalar tarafından neoliberal uygulamadan zarar görenler, yoksullar, dezavantajlılar olarak geri çağrılırlar. Sokak toplayıcılarının örgütlenmesinin bu çağrıya verilen bir yanıt olduğu düşünülebilir.
Burada, kentsel toplumsal ilişkiler içinde bu çağrının nasıl gerçekleştiğini ve sosyal politikanın öznesinin “mağdur” ile toplum/devlet arasındaki “aracı” pozisyonunu sorunsallaştırmayı deneyeceğiz. Çeşitli “mağdur” gruplarına olduğu gibi Ankara’nın sokak toplayıcıları olan Kağıtçılara, belediyeler ya da devlet kuruluşları yanında orta sınıflarca taşınan bir “aydın” ya da sivil toplum ilgisi vardır: araştırmacılar, sanatçılar, medya insanları, sosyal politika gönüllü ve profesyonelleri, yardım kuruluşları, proje grupları, STK’lar ve politik gruplar, kağıtçıları belirli şekillerde temsile getiriyor, görünür kılıyorlar. Orta ya da “aracı” sınıfın bu toplumsal ilgisi, geri dönüşüm alanının kuruluşuna doğrudan ya da dolaylı olarak katıldığı oranda bu alanın bir araştırma “saha”sı olarak araştırmacı tarafından kuruluşunda da hesaba katılmalıdır. Başka bir deyişle: sosyal politikalar ve aracı sınıfın müdahalesi kentte neoliberal politikanın kuruluşunda nasıl bir rol oynamaktadır?
Bu sorunun, aslında bir cevabın ardından geldiği de söylenebilir. Burada neoliberal politika alanı, ekonomik olduğundan daha fazla, bir idari pratikler alanı olarak ele alınmaktadır. Neoliberal politikanın yeniden yönetmeye çalıştığı geri dönüşüm alanında, sokak toplayıcılarının bu alanın işlenmesi/düzenlenmesi gereken nesnesi olarak değil, politikaların ortak ve eşit katılımcısı olarak yer bulmaları gerekmektedir. Bu çalışmanın temel niyeti, sosyal politika söylemiyle, neoliberal pratiklerden en çok etkilenen gruplar ve bu gruplara destek olan, onlara belirli şekillerde yardım etmesi beklenen gruplar olmak üzere biri diğerinin üzerinde olan iki farklı gruba ayrılmayı sorgulamak, bu iki grup arasındaki karşılaşmayı geliştirerek işbirliğine çevirme yollarını tartışmaktır. Burada “aracı “için söz konusu olan, kendisinin aracıya ihtiyaç duymuyor oluşunu sorgulayarak, neoliberal politika tarafından dezavantajlı kılınan grupları temsile getirme ihtiyacından çok önce, onlarla iş ve çıkar birliği kurulmasıdır. Çünkü yönetimsel pratikler alanı devlet ve özel sektör tarafından işgal edilmişken, “aracı” ve “sosyal boyut” için bu yönetimsel pratiklerin dışında ve karşısında ortak bir kamusallık oluşturma imkânı vardır.
dahası>>

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Maveraünnehir nereye dökülür?

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.


Maveraünnehir, Arapça nehirlerin ötesi demektir. Kendisi nehir olmadığından, aslında toprak parçası olduğundan, dökülmez. Tek ve doğru karşılık, doğrudur bu yüzden.
dahası>>

18 Temmuz 2008 Cuma

bir


Melih Gökçek’in meseleyi tarif ettiği konum, yani sokak toplayıcılarının sağlıksız ve yasadışı koşullardan kurtarılması ihtiyacı, neoliberal politikanın da özünü açığa çıkarmaktadır: neoliberal politika, kendisini ‘sosyal boyut’ üzerine yapılan/yapılacak müdahale pratiklerlerinde gösteren bir yönetimsel stratejidir ve devletle birlikte diğer toplumsal kesimler de (sivil toplum), bu pratiklere katılmaya davet edilmektedir.

Neoliberalizm, sıradan bir çitleme, ilkel birikim ve metalaşma hareketi, yani toplumsal kesimler arası kaynak aktarımı değildir. Bundan daha çok, Rose’un tanımına geri dönersek, otonom aktörlerin hesaplanabilir davranışlarıyla gerçekleşecek ekonomik akla dayalı bir yönetim tekniği ve yönetimsel pratikler toplamıdır. Devlet ve özel, kayıtlı ve kayıtdışı gibi ikililerin arasındaki ilişkiler geri dönülmeyecek tarzda yeniden kurulmuştur. Neoliberal politikalar, dezavantajlı grupların varlığını zorunlu kılmakla kalmaz, bu dezavantajlı grupları ‘sosyal boyut’ olarak işaretleyerek yönetimsel pratiğin merkezine yerleştirir. Dezavantajlılar, devletin ve özel sektörün pratiklerinin çağırıcısı ya da mağdurudur, ancak sözlerini iletmek için aracılara ihtiyaç duyarlar. Böylece toplum dezavantajlılar ve aracılar olarak biri diğerinin üzerinde yer alan iki kesme ayrılmış olur. Aracı, dezavantajları nedeniyle dışarı itilmekte olanın adına ve onun için konuşması beklenen profesyonel olarak, dezavantajlıyı eğitir, ona yol gösterir, onu ‘sisteme’ hazırlar; onun adına devleti ya da sivil toplumu göreve çağırır, özel sektöre de belli talepler iletir.

Burada eleştirmeye çalıştığımız neoliberal pratiklerin yarattığı eşitsizlik ve sorunların bu pratiklere gömülü, onların zorunlu sonucu olarak varolması ve bu ‘yaraların sarılmasının’ da neoliberal ilkelerce belirleniyor olmasıdır. Çözüm olarak devletin veya sivil toplumun yardıma çağırılması, ya da özel teşebbüslerin katı kurallarla sınırlandırılması yeterli olmayacaktır. Her düzenleme, her sosyal müdahale, devlet eliyle bile gerçekleşse tıpkı evrensel çevreci ‘kullanan öder’ ilkesinin Ankara’da sokak toplayıcılarını dezavantajlı pozisyonuna iten bir süreci tetiklemesi gibi, bir ‘sosyal boyut’la karşı karşıya kalacaktır. Ankara için önerilebilecek bir çözüm, Ankara Tabip Odası tarafından sunulan işbirliği çağrısında kendini göstermektedir. Burada söz konusu olan, aracının kendisinin de aracıya ihtiyaç duyduğunu unutmadan ve neoliberal politika tarafından dezavantajlı kılınan grupları temsil etme ihtiyacından çok önce, onlarla iş ve çıkar birliği kurmasıdır. Yönetimsel pratikler, devlet ve özel sektör arasında bölüşülürken, aracı ve dezavantajlı aynı kamusal alanda yer almaktadır. Neoliberal politikanın yeniden yönetmeye çalıştığı geri dönüşüm alanında, sokak toplayıcılarının bu alanın işlenmesi/düzenlenmesi gereken nesnesi olarak değil, politikaların ortak ve eşit katılımcısı olarak yer bulmaları gerekmektedir. Geridönüşüm hizmetinin sunumu da, eğer ‘sosyal boyut’ gözardı edilmeyecekse, diğer sosyal gruplarla birlikte, sokak toplayıcılarının eşitler olarak yer aldığı kamusal bir tarzda gerçekleşmelidir."

sonunda bitti.
dahası>>