21 Temmuz 2008 Pazartesi

Maveraünnehir nereye dökülür?

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.


Maveraünnehir, Arapça nehirlerin ötesi demektir. Kendisi nehir olmadığından, aslında toprak parçası olduğundan, dökülmez. Tek ve doğru karşılık, doğrudur bu yüzden.
dahası>>

18 Temmuz 2008 Cuma

bir


Melih Gökçek’in meseleyi tarif ettiği konum, yani sokak toplayıcılarının sağlıksız ve yasadışı koşullardan kurtarılması ihtiyacı, neoliberal politikanın da özünü açığa çıkarmaktadır: neoliberal politika, kendisini ‘sosyal boyut’ üzerine yapılan/yapılacak müdahale pratiklerlerinde gösteren bir yönetimsel stratejidir ve devletle birlikte diğer toplumsal kesimler de (sivil toplum), bu pratiklere katılmaya davet edilmektedir.

Neoliberalizm, sıradan bir çitleme, ilkel birikim ve metalaşma hareketi, yani toplumsal kesimler arası kaynak aktarımı değildir. Bundan daha çok, Rose’un tanımına geri dönersek, otonom aktörlerin hesaplanabilir davranışlarıyla gerçekleşecek ekonomik akla dayalı bir yönetim tekniği ve yönetimsel pratikler toplamıdır. Devlet ve özel, kayıtlı ve kayıtdışı gibi ikililerin arasındaki ilişkiler geri dönülmeyecek tarzda yeniden kurulmuştur. Neoliberal politikalar, dezavantajlı grupların varlığını zorunlu kılmakla kalmaz, bu dezavantajlı grupları ‘sosyal boyut’ olarak işaretleyerek yönetimsel pratiğin merkezine yerleştirir. Dezavantajlılar, devletin ve özel sektörün pratiklerinin çağırıcısı ya da mağdurudur, ancak sözlerini iletmek için aracılara ihtiyaç duyarlar. Böylece toplum dezavantajlılar ve aracılar olarak biri diğerinin üzerinde yer alan iki kesme ayrılmış olur. Aracı, dezavantajları nedeniyle dışarı itilmekte olanın adına ve onun için konuşması beklenen profesyonel olarak, dezavantajlıyı eğitir, ona yol gösterir, onu ‘sisteme’ hazırlar; onun adına devleti ya da sivil toplumu göreve çağırır, özel sektöre de belli talepler iletir.

Burada eleştirmeye çalıştığımız neoliberal pratiklerin yarattığı eşitsizlik ve sorunların bu pratiklere gömülü, onların zorunlu sonucu olarak varolması ve bu ‘yaraların sarılmasının’ da neoliberal ilkelerce belirleniyor olmasıdır. Çözüm olarak devletin veya sivil toplumun yardıma çağırılması, ya da özel teşebbüslerin katı kurallarla sınırlandırılması yeterli olmayacaktır. Her düzenleme, her sosyal müdahale, devlet eliyle bile gerçekleşse tıpkı evrensel çevreci ‘kullanan öder’ ilkesinin Ankara’da sokak toplayıcılarını dezavantajlı pozisyonuna iten bir süreci tetiklemesi gibi, bir ‘sosyal boyut’la karşı karşıya kalacaktır. Ankara için önerilebilecek bir çözüm, Ankara Tabip Odası tarafından sunulan işbirliği çağrısında kendini göstermektedir. Burada söz konusu olan, aracının kendisinin de aracıya ihtiyaç duyduğunu unutmadan ve neoliberal politika tarafından dezavantajlı kılınan grupları temsil etme ihtiyacından çok önce, onlarla iş ve çıkar birliği kurmasıdır. Yönetimsel pratikler, devlet ve özel sektör arasında bölüşülürken, aracı ve dezavantajlı aynı kamusal alanda yer almaktadır. Neoliberal politikanın yeniden yönetmeye çalıştığı geri dönüşüm alanında, sokak toplayıcılarının bu alanın işlenmesi/düzenlenmesi gereken nesnesi olarak değil, politikaların ortak ve eşit katılımcısı olarak yer bulmaları gerekmektedir. Geridönüşüm hizmetinin sunumu da, eğer ‘sosyal boyut’ gözardı edilmeyecekse, diğer sosyal gruplarla birlikte, sokak toplayıcılarının eşitler olarak yer aldığı kamusal bir tarzda gerçekleşmelidir."

sonunda bitti.
dahası>>